Sunday, December 04, 2011


SEVDİĞİ İŞİ YAPMALI
Gerilim iş yaşamından, ya da okul yaşamından da geliyor olabilir, genelde gerilim yaşayanların, çok çalıştıklarını görürüz. Onlara yakınları tarafından sıkça şu öneri gelir. “Çok çalıştın dinlen” “Tatil yap” O insanı dünyanın en güzel yerine götürseniz de rahatlayamaz, yaptığı ne ise; başına döndüğünde yine ayni gerilimi yaşar.
Çalışmayla gerilime (strese) giren bir insan nasıl dinlenerek rahatlayabilir? Çözüm belli,
Çalışmasını değil, çalıştığı şeyi değiştirmeli. Gerilime girmesinin nedeni aşırı çalışmak diye düşünülmemeli. Sevdiği işi yapanlar gerilmezler. Onlara başa çıkmak da, fazla zaman harcamak da zor gelmez. Aşırı çalışmanın nedenleridir, gerginliği yaratır.
Çalışmamız değil, borç ödemek için çalışmamızdır bizi geren. Gitmemiz değil, gittiğimiz yeri sevmemizdir bizi gerginliğe sokan. Önce çalışmanın yanına daha sevilen bir şeyler eklemeli. Belki de o kişi evini boyamalı, çocuklarını okula götürmeli. Bahçesiyle uğraşmalı. Çok çalışmanın yanında; zamanını nasıl geçirdiğinin, nasıl yaşadığının sesini duymalı. Çocuklarımız sevdiği dersi çalışmaktan zevk alırlar, ama sevmedikleriyle de uğraşmak istemezler. Çalışmadan da başarılamayacağın göre; sevmediği dersin yanına bazı sevdiği şeyler eklemeli. Okumanın yanına gözlem yapmak eklenebilir. Böyle bir çalışmanın sonunda hoşlandığı neyse onu yapacağını veya güzel bir pastayı severse ona kavuşacağını, bir film izleyeceğini bilmeli. Belki bir arkadaş davetine gidebilir, ya da sevdiği bir arkadaşıyla buluşma, oynama şansını yakalayabilir. Siz kendinizi düşünün, çok yorgun bir mutfak işinden sonra gelecek olan konuklarımızla eğleneceksek, sevdiğimiz sohbetleri yapacaksak yorgunluğumuz geçer. İş yaparken de bunu aklımıza getirirsek, gerilime girmeden hazırlığımızı yaparız.
UYGULAMA: Yazı atölyemize çocuklar gelirken anneler çok tedirginlik yaşarlar. Sevmeden ve istemeden geldiklerini sıkça duyarım. Bir süre sonra çocuk bu işten zevk almaya başlar. Biz yazı çalışmalarının yanına oyunlar koyarız. Etrafa kutular yerleştiririz. Her kutu belirli bir günün sonunda heyecan içinde açılır. Kutuyu açabilmemiz için bir şeyler yazmamız ve okumamız gerekir. Burada bütün çocukların meraklı olduğunu, merak etmekten heyecan duyduklarını bilerek yola çıkılır. Kutunun için de de gerçekten heyecan uyandıracak bir şeyler bulurlar. Bazen bir oyun taşı bile koyarız. Birlikte o oyunu oynarız. Ders sonunda her çocuk o gün bir arkadaşının yazdıkların ya da okuduklarını beğenir. Bir kağıda yazar ve kıvırıp ortaya koyar. En fazla kim oy aldıysa bizim sihirli elimiz ve öykücü bebeğimiz o hafta o kişiyle beraber olur. Çocuk onu odasının en kıymetli, en güzel yerinde ağırlar. Bir hafta ona iyi davranması gerektiğini bilir. Bu çalışmanın kazandırdıkları; okuma sevgisi ve yazma sevgisidir. Bizim hazırladığımız merak, paylaşma ve seçme duyguları, ona söz hakkı da verdiğimiz için; atölyelerimizi çok sevdiririz.











Saturday, November 26, 2011

RUH SAĞLIĞIMIZ
DEVLET KORUMASINDA
Toplumun mutluluğu için yola çıkanlara büyük iş düşüyor. Sadece psikologlarla psikiyatristlerle sonuca ulaşılamayacağından söz ediliyor.
Yeni çıkan kanunla ruh sağlığımız korunacak, ama nasıl?
Ciddi bir sıkıntı vardı ve çözümler arandı, halen de bu arayış bitmiş değil. Sıkıntıyı aşabilmek için Ulusal Ruh Sağlığı Eylem Planı yapılıyor. Görsel ve yazılı basına çok iş düşüyor. Haydutların gemiyi basmasıyla hazırlanmış bir reklam ne kadar çarpıcı olursa olsun, topluma sunulmamalı. En çok izlenen yarışma programlarından birinde çok basit bir hareket gibi görünen, Hadise gibi değerli ve genç bir sanatçının kalemini fırlatması, kızgınlığını bu şekilde ifade etmeye kalkışması, şakayollu da olsa, “Döverim” demesi, uygun değil diye düşünüyorum. Hoş karşılanmamalı. Saf ve dostluk duygularıyla yapılmış bir hareket gibi algılanmamalı. Tecrübeli ve önemli yapımcının gerekli uyarıyı yaptığını ümit ediyorum. Yararlı bir değişim için gelen yasal yenilik, “dayakçı kocaya akıl hastanesi göründü” gibi, iğnelemelerle değil, bir müjde gibi verilerek, şiddeti yaratanda tedavi isteği uyandıracak sunumlarla duyurulmalı. O tedaviye uyan kişilere, toplumun değişim sonunda kucak açacağı ve mutlu yaşamalarının sağlanacağı anlatılmalı. Yoksa yapılanların faydası ortadan kalkar.
Sahada kim olacak?
Sosyal psikolojide grup dinamikleri önem kazanıyor. Belçika’da da bu Türkçe cümleyi orada yaşayan dostlarımdan duymaya başladım. Belçika’daki Dusod Derneği Kurucu Başkanı Yurdagül Sever ile yaptığımız görüşmelerden ve Brüksel -Gold FM Radyo programından, Yaşam Koçları-Psikologlar- Sosyal Dernekler-Sanatçılar ve Devlet Kurumlarının birlikte çalışması için Brüksel’de de toplantılar yapılıp, projeler üretildiğini öğreniyorum. Bizde farklı olan ne? Benzer neler yapılabilir.
On iki ilde Ulusal Ruh Sağlığı hastaneleri kurulmuş durumda. Elazığ, Diyarbakır, Samsun, Bolu aklıma gelenler. 36 ilde çalışmaların yürütüleceği konuşuluyor. Bütün bunları anlatan uzmanlar ruh sağlığının ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu da sözlerinin arasına sokuyorlar. Televizyon kanallarından birinde söz alan psikiyatrisi beş kişiden birinin böyle bir sağlık hizmetinden yararlanmasının çok gerekli olduğunu söyledi. Yani beşte birimizin ruhsal sağlığı hasar görmüş durumda. Projenin başında çalışan uzmanlardan birinin, Sayın Orhan Koç olduğunu öğrendik. Sağlık Bakanlığı Çalışma grubunun; sanatçılardan, yazar ve çizerlerden destek alarak projenin işlerliğine işlerlik katabileceği düşüncesinde yoğunlaşıyorum.
Bir ülkede değişim ve gelişim sağlanacaksa mutlaka sanatçılardan ve yazarlardan destek alınmalı. Hani Her Şey Oyundu kitabını ve etkinliklerini hazırlayan 100 yazar ve çizer arasında olmakla ne kadar doğru bir seçim yapmış olduğumu görüyorum. Şiddete karşı doğru davranışları geliştirme adına başlatılan benzer projelerden biri de Yazar Okulu. Face-book sayfalarında başlayan bu beraberlik çocukları okumaya ve yazmaya yönlendirerek kendilerini ifade edebilmelerini sağladığı için, şiddetten uzaklaştırıp; iyi bir uğraş ve hobi sahibi yapıyor. Belki de; geleceğin iyi yazar ve okurlarını yetiştirme düşüncesinin de önünde değerlendiriliyor.
Yaşam Koçları Önem Kazanıyor.
Şiddetten uzak durmak bazen olanaksız gibi görünebilir, ama istenirse doğru davranış emek verilerek öğrenilebilir. Öfkeye hâkim olmak, sabırlı olmak; çağımızın başarıya taşıyan insan ruh özellikleri. İş ve aile yaşamında mutlu kalabilmek için ruh sağlığımızı dengede tutmalıyız. Devletin buna destek vermesi, özel sigorta şirketlerini de harekete geçirebilir; sağlık güvenceleri arasına sokulabilecek olanaklar yaratmayı seçerler.
Yapılan tanıtım konuşmalarından birinde, televizyona Bursa’dan davet edilen uzman psikiyatrisin dikkati çeken sözleri arsında benzer cümleler vardı. Kaosa dönüşmemiş durum içinde bulunan kişiler; koçlarıyla yapacakları sohbetlerle, düşünerek, yeni davranışlar geliştirip; ruh sağlığı dengelerini kazanabilirler. Bu kişiler tedavi görmeden de, sorunlarının ortadan kalkacağı birliktelikler yaşayabilirler. Ömürlerine; sorunsuz ve huzurlu devam edebilirler. Yetenekli ve becerikli psikolog ya da psikiyatrisi olmayan; hemşire gibi sağlık personelinin de belirli eğitimlerden sonra bu çalışma içinde görevlendirilerek personel sıkıntısının önüne geçilmesinin planlanabilme umudundan söz ettiler. İşte bu noktada iş yaşamında olsun, eğitim yaşamında olsun, çok eğitimli olan Türkiye’nin ICF üyesi koçları da; büyük önem kazanırlar, projede yerlerini alırlar.
Hobiler Geliştirilmeli
Hobilerimiz ruhumuzu besler. Sanat dalları, el becerileri bizim zamanımızı doldururken; eğlendiren, güldüren, bilgilendiren, yaşama anlam katan çıkış yolları olarak değerlendirilmeli. Birkaç hobi edinerek; gülmeyi, huzurlu yaşamayı, kendimizi sevmeyi, etrafımızdakileri rahatsız etmemeyi, saygı göstermeyi, sevmeyi öğreniriz. Sevgi ve huzurun olduğu yerde ruhsal rahatsızlıklar sizce barınır mı?

Tuesday, November 22, 2011

EVLİLİK SORUNLARINI ÇÖZELİM

EVLİLİKTE SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ
Anlaştıklarını söyleyenler de, evlilik hazırlığı içine girdiklerinde sorunlar yaşayabilirler. Sorunlarla evliliğe gidilmemeli, ama ayrılmanın da çözüm olmadığı bilinmeli. Bu durumda; evlilik danışmanları, ilişki ve evlilik koçları size yardım ederken özen gösterirler. Sorunsuz bir evliliğe hazırlık dönemi, geleceğinize mutluluk taşır. Farklı sosyal kültürel çevrelerden gelenlerin evlilik yaşamlarında huzur ve birliktelik daha fazla emek ister.
Eşler Arasında İletişim
Konuşmak, dinlemek, anlamak ve hak vermek; temel prensipleriniz olmalı. 21. Yüzyılın anne babalarısınız, bunu unutmamalısınız.
Evlilikte, erkek de kadın da sosyal ya da ekonomik ayni haklara sahiptir. Farklı çevreden ve kültürden gelen eşinizin size benzemiyor olmasının zenginlik olduğunu kabul edin. Değişim sağlamasının yuvaya daha büyük mutluluk getireceğini düşünüyorsanız, eşinizle iletişim kurarak doğruyu bulabilirsiniz. İyiyi göstermeye çalışırken; incitmeyin, kırmayın. Ona anlatın, onu dinleyin.
Örneğin: Herhangi bir konuda uyum sağlamanın, akrabalarınız ile olan ilişkilerinizde ve kendi yaşamınızda huzur vereceğini düşünüyor olduğunuzda, eşinizin bir anda benimsemesini, kabul etmesini beklemediğinizi; söyleyerek konuyu açın.
Hemcinslerinizin bulunduğu aile ortamlarında, çekirdek ailenizin; sizin arzu ve isteğiniz doğrultusunda yaşadığını gösterip, bununla gururlanmaya kalkışmak yerine; yuvanızdaki uyum ve anlaşmayı öne çıkararak o gururu yaşayabilirsiniz.
İhtiyacı olan eş yardım istemeli, diğeri de zevk alarak yardım etmeli. Eşin yorgunluğunu hissetmek, yemek sonrası bir fincan kahveyle onu dinlendirmek, eli dolu gelen eşe sıcak bir teşekkür etmek; mutluluğu getirir.
Ailede yapılan iş bölümü rahat yaşamayı sağlar. Kadın genelde evini düzenlemeyi, şekillendirmeyi, kokuları seçmeyi sever. Erkek de ufak tefek tamir işleri yapmayı, açılmayan kapakları açmayı, kırılanı onarmayı seçer. En iyisini yapacağınızı düşünseniz bile ona fırsat verin; kendisini sorumlu ve yararlı hissetsin.
Zihin Okuma İma Yapma
Suçlayıcı davranışlarla konuşmalar yapmak; şüphe içinde kıvranmaktan başka bir işe yaramaz. Rahat olun. Öfkeli yaklaşımlarla yok yere sevgiyi öldürmek, akıllı bir davranış olamaz. İki taraf için de mutsuzluk demektir. Yalan yerine gerçeği ve doğruyu söyleyin, o zaman size de doğrular söylenir. Yalana yer verilmediğinde yaşam çok kolaylaşır.
Aldatılma
Eşler arasında yaşanabilecek en büyük sorunlardan biri aldatmadır. Aldatılan eşin yaşayacakları; ağlama nöbetleri, çalışamama, odaklanamama, sevgiyi gösterememedir. Belki de katlanamayıp ayrılmadır. Aldatan kişi, ne kadar üzülür, ne yaşarsa yaşasın, içinde bulunduğu durum; aldatılanın sıkıntılarıyla kıyaslanamaz, ölçülemez.
Evlilik devam edecekse; Aldatılan; eşi kontrol altına almayı bir çözüm olarak görmemeli. Şeffaf konuşmaya özen göstermeli, kirli mesajlar yaratacak imalı, iğneleyici konuşmalar yapmamalı. Yaşanılanlarla ilgili, sağlıklı bir ruh için (sağaltım) terapi alınabilir. Aldatan eşin, kendisiyle yüzleşmesi ve yanlışını görmesi sağlanmalı. Duygular yıpranmış olsa da, telafisi zaman içinde olabilir. Etrafın ne söylediği, ya da ne düşündüğü değil, yüreğinizin ne söylediği, ne istediği önemlidir.
Ayrılık ayıp, ya da yapılamaz bir şey de değildir. Karar tamamen size aittir. Nelerden vazgeçmeyi göze aldığınızı düşünmelisiniz. Kalbiniz ve beyninizle karar vermeli, kimsenin etkisinde kalmamalısınız.
Duygusal Uzaklıktan Uzak Yaşayın
Bir yalan, kızgınlık anında söylenmiş kırıcı ve ezici bir söz, aldatılma benzeri bir davranış soğukluğu yaratabilir. Surat asarak yuvanızda dolaşmayın. Önce çocuklar hisseder. Soğukluğunuzu, sözle ve davranışınızla etrafınıza yaymayın. Eşinizle hoş zaman geçirmeyi, sırtınızı birbirinize dayamayı, birlikteliğinize bir anlam katmayı hayal edin, konuşun düzelmesi için çaba gösterin.
Ben Haklıyım
Size hak vermeyen çocuklarınızı “Hangimiz haklı?” savaşı içine sokmayın. Ruh sağlığı yerinde çocuklar yetiştirmek için davranışlarınızın eleştirmeni olun. Önce yapmanız gereken kendi düşünce ve davranışlarınızı bir kez daha gözden geçirmelisiniz. Eşe karşı kimlik savaşına girmeyenler her zaman kazanırlar. Sürekli haklı çıkmasını sağlayarak çözüm ürettiğinizi sanmanız; iki taraf içinde zararlıdır. Gelecekte bir gün fedakârlık yaptığınızı düşünmenin zavallılığını yaşarken, o da doğru davranışın ne olduğunu öğrenme fırsatı bulamamış olur.
Farklı Sorunlar
* Akrabalarınız evliliğinize karışmamalı. Kararlarınızı eşinizle beraber siz vermelisiniz.
*Bağımlılık tedavi gerektirir(alkol, uyuşturucu, kumar, internet v.s)
*Çocuklarla çatışmalar yaşama yerine, dengeli davranın, mutluluğunuz artsın.
*Göç etmek zorunda kalırsanız(sağlık ya da iş), ani karar vermeyip üzerinde; eşinizle birlikte düşünün.
* İşsizlik, hastalık ve yakınların ölümü gibi yaşam içinde yaşanan benzer sorunlar ancak aileler arasındaki sıkı iletişimin sağladığı sevgiyle çözülür.
Pek çok farklı sorun yaşanabilecek bir ilişkidir evlilik. Evlilik beraberliği içinde çok dikkatli olmak gerekir. Sorunlardan en az bir kaçı uzun süren bir evlilik içinde ailenin karşısına çıktığında, o birlikteliği koruyacak olan da yine; güven ve şeffaflığın yarattığı ölümsüz sevgidir. Pardon, sorry, affedersin diyerek hangi dilde olursa olsun özür dilemeyi öğrenin.

Friday, May 14, 2010

YAŞAM KOÇLUĞU



Bu günlerde ne yapacağınıza karar veremiyor musunuz? Yolunuzu bulmanın hiç de zor olmadığını bilmelisiniz. Yaşam Koçluğu sertifika programına katılın hem kendinizin hem de yolunu bulmak isteyenlerin yolunu aydınlatın. Yeni bir mesleğin peşinde olanlar için yaşam koçluğu iyi bir alternatif diye düşündük. size nasıl geliyor? Bizi arayın grup programından yararlanın.
0533-6666903
0216-5672242
filiztosyali@yahoo.com
Kendinize bir iyilik yapın, sizden daha önemli hiçbir şeyin olamaycağına bir kez olsun inanın. kendiniz için bir şeyler yapın. Belki de siz YAŞAM KOÇLUĞU yaparak hem kazanç sağlayacaksınız, hem de treninize aldıpınız yolcuların görüş alanlarını genişletip onlara ışık olacaksınız

Wednesday, April 28, 2010


Bir gün Cağaloğlu’nda dolaşırken yedi yaşındaki oğlum, “anne niye hep başkalarının kitaplarını alıyoruz?” diye sordu. E.V Gatenby metoduyla öğrenemediğim İngilizce’yi Kernel, Cambridge gibi yeni metotlarla öğrenmeye çalışıyordum. Oğlumun sözleri zamanımı kullanırken beni, İngilizce ile yazma arasında bıraktı.
Ailemden ayrıydım. Fransızca öğrenmek istemediğim için böyle bir yol seçilmişti. Çanakkale Cumhuriyet İlkokulundaki öğretmenlerim ve Merkez Lisedeki öğrencilik yaşamım içinde benimle ilgilenen eğitimciler, konu İngilizce ya da Türkçe olduğunda; yüreklendirdiler, gururlandırdılar, ödüllendirdiler. Yatılı paralı bir yurtta kalıyordum. Sıkıntılı günleri, bazen paramı iyi kullanamamandan, bazen de beceriksizliğimden yaşadım. Orta okul yıllarımda örgü, nakış gibi el işi dersinde yapmak zorunda olduğumuz işler benim için kabustu. O dersi veren kişilerden korktuğum kadar hiçbir şeyden korktuğumu hatırlamıyorum. Kendimi korku tünelinde zannederdim. Kızlar annelerinin kolaladığı örtülerle adeta görücüye çıkar gibi öğretmene patiskalarını, etaminlerini uzatırken ben oradan kaçmak ya da camdan atlamak isterdim. Ne yazık ki hırpalanır, azarlanır, alaycı bakışlarla itilir; terli ellerimin kirlettiği örtülerimle yalnız bırakılırdım. Ezilmişlikten beni kurtaran el işi derslerinin okul kütüphanesinde yapılmasıydı. Kütüphane öğretmeni bana göz kırpar, dost bakışlarıyla teselli ederdi. Etrafımdaki kitapları seyretmeye, gözümle saymaya başladığımda orada yaşananları unuturdum. Sonunda cuma günlerini yatakhanede saklanarak geçirmeye başladım. Koskoca bir günü tek başıma bir yatakhanede geçirmek, üstelik de yöneticilerden saklanmak kolay bir yol değildi. Dolabın içine bile girdiğim oldu. Kağıdı kalemi elime alır, yerel gazetelere şiirler, öyküler, kendimce denemeler hazırlardım. Rahmetli babam Şair Hoca lakaplı Hüseyin Sezer, benim öykülerimden kendi kitaplarını basan matbaaya küçük bir kitap hazırlattı....
Amacım Üniversite okumak, üniversiteli gibi yaşamaktı. Aileme İstanbul’a yerleşmeleri için baskı yaptım. Yatılı bir yaşama dayanamazdım. Onlar için hiç de kolay olmadı. Millet Caddesinde üç oda bir salon kibrit kutusu gibi bir evde(Çanakkale’ye göre) yaşamaya başladık. Sakatlar Derneğiyle tanışmam, bol paralı işime girmem hep o evde oldu. Eşimle tanıştım.
Milletlerarası santralından ayrılıp Üniversite eğitimimle ilgili bir işe başlamam ciddi bir karardı. Hem bütün gün çalışacaktım, hem de kazancım yarıya inecekti. Bu karar benim Kaftan Export, Koton Export, Bayramoğlu Sahil Mah. gibi büyük firmalarda en üst düzeyde, yönetici olarak çalışmamın kapılarını açtı. Yirmi yıl geçmişti. İki çocuk sahibiydim. Huzurlu ve mutlu bir evliliğim vardı. Sınırlarımı çizemezsem yaşamımın sonuna kadar sadece kazanmak için yaşayacaktım. İstediğim para değildi, yazmaktı. Eşimin ve sonra da Kelebek yayınlarının desteği ile ilk kitabım yayımlandı, Ya-Pa, Inkilap yayımları derken; kendimi yuvamda, ailemle Bu Yayınlarında buldum. Bu yayınları; benim için bir yaşam şekli...

Saturday, April 17, 2010

YAŞAM KOÇLARI

Koç Olmaya Uygun Biri
Koçluk mesleğini yapmak isteyen biri kendisini biraz imceleyerek bu işe uygum olup olmadığına karar verebilir. Hoşa gidilmeyen bir özelliği varsa değişimini sağlayarak koçluğa devam edebilir. Bazen de bu yoksun özellikler koçluk mesleğini öğrenmemiş olmaktan kaynaklanır, iyi bir eğitim esnasında değişim de sağlanarak koçluğa hazırlanılır.
Kendinize lütfen şu soruları sorun:
* İyi bir dinleyici misiniz?
*Sorun çözme beceriniz var mı?
*İletişim becerilerinizi zaman zaman gözden geçirir misiniz?
*Beyin fırtınası yapıp, fikir üretmeyi sever misiniz?
*Proje çalışmalarından hoşlanır mısınız?
*Fikirler farklıysa ilginizi çeker mi?
*Uyum ve kalibrasyon becerisine açık mısınız?
*Başkalarının sorunluluğunu üzerinize aldığınızı hissettiğiniz zamanlar olur mu?
*Bakış açılarınız farklı mıdır?
*Sizin de içinde olduğunuz ilişkilere hiç tepeden baktığınız oldu mu?
*Hayat tecrübenizle ilgili söyleyecek bir şeyler hatırlıyor musunuz?
*Az konuşluğunuz ya da sustuğunuz zamanlar oldu mu?
Burada bütün soruların anlaşılması çok kolay ve açık diyebilirim. Biraz kalibrasyon becerisi üzerinde durarak sözcüğü öğrenmek gerekir. Kalibrasyon becerisi bulunduğunuz ortama uymanız demektir. Kalibrasyon tıpkı bir kılıfın içine girmek gibi düşünülebilir. Karşınızdakinin kilosu, boyu bile bu beceri içinde önem kazanır. Karşınızdaki ya da yanınızdaki kişi gibi giyinmekle bu kalibrasyon becerisini sağlayabilirsiniz. Bulunduğunuz ortama göre giyinmek kuşanmak, birlikte olduğunuz kişiye uymak. Çok rahat oturan birinin yanında siz sıkılarak oturursanız bu beceriyi sağlayamazsınız. Karşınızdaki kişi sürekli eline bir şey almış oynuyorsa siz de herhangi bir şeyi alarak ona kalibrasyon sağlayabilirsiniz. Kalibrasyon becerisi sağlanmadan doğru bir birlikteliğe girilmediği rahatlıkla görülebilir.

Saturday, December 15, 2007

SU KABAGI Sevgi PROJESI TOPRAGI GUNESI ve SUYU sevmek demek Dunyayi sevmek demektir.

Kabak en onemli besin maddesidir. Yuksek tansiyone ve hemoroide cok yararlidir. Ornegin, muz cok seker icerir ama yararlidir. Muz verilemeyen hastalara kabak verilebilir. Ozellikle su kabaginin yemegi mukemmeldir. Borek dahil her sey yapilabilir. Diyet icin mukemmeldir. Suyu boldur kalorisi dusuktur. Bir yillik bitki olmasina ragmen golgesi cinar gibi derin ve ferahlaticidir. /. Ozellikle denize yakin yerlerde asma yetistirmenin olanaksiz oldugu kisa sureler icinde cardaklar kabakla kapatilabilir.

Thursday, December 13, 2007

BAYRAM TATILI

OZUR DILERIZ bu tatil yaz kampi icin bizimle calisma yapacak egitimcilerimizi agirliyoruz. Yani doluyuz. Yaz kampimiza cocuklarinizi gondermek isterseniz Ilhami Ahmetal Ilk Ogretim Okulunu aramalisiniz. Okul Istanbul'da Bagdat caddesi uzerinde.
Zafer Ogretmen sizlere yardimci olabilir. Yaz kampi icin Bodrum Bitez Hakan Otel Dusod Yaz Kampi iyi bir secim. Hem ogrenen hem dinlenen hem de ulkesine yararli isler yapan genclerle birlikte anilarimiz arsivimizde
DUSOD DUNYAYA SAYGI OLANAK VE DESTEK DERNEGI